fazilet ve fazilet hanım
bugün bir tanıdığımda mor telgraf çiçeği gördüm.
mor telgraf çiçeğim vardı. o sıralarda fazilet hanımın öyküsünü yazıyordum. çiçeğin adını fazilet koydum. iki sene kamışa tutturup baktım ona, bir kez bile çiçek açmadı. iki senenin sonunda boyu boyumu geçmişti.
çatı katında, tavanları alçak bir odadayım. böyle olunca, bir süre sonra faziletin gittikçe uzayan boyu, beni içten içe bunaltmaya başladı. sanki üzerime üzerime geliyordu. iki seninin sonunda faziletin kamışını çıkarttım ve onu kitaplığımın üstünden aşağı doğru sarkıttım.
bu arada fazilet hanımın öyküsü ha bitti ha bitecek, zihnimde yaşamaya devam ediyordu.
kitaplığın üzerinden sarkan fazilet gün geçtikçe değişti, sanki kurumaya ve solmaya başladı. elimi değdirdiğim mor yaprakları ufalanıp avuçlarıma dökülüyordu. zamanla kurudu ve çürüdü. sağlam bir dalından bir parça kesip yaşatmaya çalıştım. başaramadım.
boyumu çoktan aşmış fazileti saksısıyla birlikte çöpe attım. fazilet hanım da işte bu vakitlerde bitmek üzereydi.
bugün bir tanıdığımda mor telgraf çiçeği gördüm.
Yorumlar
Yorum Gönder